| |||||||||||
| |||||||||||
GOOGLE TRANSLATEELEKTRİK-ENERJİ HABEROTOMASYON HABERÖNEMLİ LİNKLER |
Temiz Enerji Cenneti Olabiliriz
Temiz Enerji Cenneti Olabiliriz “Temiz Enerji Cenneti Olabiliriz” - 04.08.2010
Dr. Yasemin Biro
Birleşmiş Milletler Vakfı hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? İklim değişikliği konusu aynı zamanda bir iş modeli olarak da kabul görüyor. Siz de Vakıf olarak bu konuda çalışmalar yapıyorsunuz. Peki, genel olarak dünyada temiz enerji yatırımları ne durumda? Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arası ayrımlar var mı? Kömür, petrol, doğalgaz, vs. nasıl bir iş konusu ise güneşe, rüzgâra ve jeotermale dayalı temiz enerji de artık bir iş konusu. Hem de giderek gelişmekte, büyümekte olan bir iş konusu. Küresel temiz enerji yatırımları, 2004 ile 2007 arasında genel olarak 4 kat, kalkınmakta olan ülkelerde ise 14 kat arttı. 2008 yılı itibariyle, tüm dünyada yapılan temiz enerji yatırımları 155 milyar dolara ulaştı. Bunun yaklaşık üçte biri, yani 48 milyar doları, kalkınmakta olan ülkelerde gerçekleşen yatırımlar. Yani, temiz enerji artık sadece kalkınmış zengin ülkelerde mevcut olan bir seçenek değil; artık tüm dünyada talep gören bir alternatif. 2008 yılında ise küresel yenilenebilir enerji yatırımları (hidroelektrik de dahil olmak üzere 140 milyar dolar) alışılmış enerji kapasite yatırımlarını (yaklaşık 110 milyar dolar) ilk defa aşmış oldu. Bu arada enerjinin verimli kullanımı için yapılan yatırımları da unutmamak lazım. Enerji tasarrufu, aslında düşük karbon ekonomisine geçişte ilk ve belki de en önemli adım. Binalarda, fabrikalarda, işyerlerinde, ulaşımda vs. enerjiyi daha verimli kullandığınızda hem tasarruf sağlıyorsunuz hem de kurulu gücünüzü optimum kullandığınız için ileriye yönelik yeni enerji kapasitesi kurmak için yapmanız gereken yatırımı azaltmış oluyorsunuz. Enerji tasarrufu her sektörde öncelikle ele alınması gereken bir konu.
Son yıllarda yaşanan küresel ekonomik krize yanıt olarak birçok ülke, ekonomik çöküntüyü önlemek ve ekonomilerini canlandırmak amacıyla kapsamlı yatırım paketleri açıkladılar. Bu paketlerin birçoğu "yeşil" yatırımları öngörüyor. HSBC'nin tahminlerine göre 2009 itibariyle tüm dünyada yaklaşık 512 milyar dolarlık bir kaynak "yeşil teşviklere" ayrıldı. Yeşil teşviklere kaynak ayıran ülkeler arasında ABD, Avrupa Birliği, Avustralya gibi gelişmiş ülkelerin yanı sıra Çin, Meksika, Güney Afrika ve Güney Kore gibi gelişmekte olan ülkeler de var. Örneğin, Avrupa Birliğinin açıkladığı önlem paketinin yüzde 64'ü yeşil yatırımlara ayrılmış. Güney Kore'nin paketinin ise yüzde 79'u yeşil yatırımları hedefliyor. Çin, önlem paketinin yüzde 34'ünü, ABD yüzde 12'sini, Güney Afrika yüzde 11'ini, Meksika ise yüzde 10'unu yeşil yatırımlara yönlendiriyor. Bu teşviklerin 2011 senesine kadar toplam 1 trilyon dolarlık yatınma dönüşmesi bekleniyor. Bu teşvikler daha önce atılan adımları da pekiştirerek şimdiden meyve vermeye başladı. 2009 yılı itibariyle 73 ülke, ulusal yenilenebilir enerji hedeflerini belirlemiş durumda. 64 ülkede ise yenilenebilir enerji üretimini teşvik edici politika ve düzenlemeler yürürlükte. Bu arada hem gelişmiş hem de gelişmekte olan birçok ülke "ulusal yeşil ekonomi planları" hazırlayıp yürürlüğe sokmuş durumdalar. Bu ülkeler arasında ABD, İngiltere, Çin ve Güney Kore başı çekiyor. İngiltere'nin "Ulusal Düşük Karbona Dönüşüm Planı ve İklim Değişikliği Yasası," yenilenebilir enerji ve enerji tasarrufunu teşvik ederek, ülkenin karbon salımlarını 2008'den 2020'ye kadar yüzde 18 oranında azaltmayı öngörüyor. Bu çerçevede İngiltere, rüzgâr ve dalga enerjisi ve elektrikli taşıt araçları gibi teknolojilere yatırım yaparak küresel bir "yeşil endüstri" merkezi haline gelmeyi ve dünyanın her yanından yatırımcıların bu konuda İngiltere'ye yatırım yapmalarını sağlamayı amaçlıyor. Benzer bir şekilde, Güney Kore de 2008'de "Düşük Karbonlu Yeşil Büyüme Planını" yürürlüğe soktu. Önümüzdeki 60 sene için yapılan kısa, orta ve uzun döneme yönelik beş yıllık "yeşil kalkınma" planlan, Güney Kore'nin petrol ve kömüre olan bağımlılığını azaltarak ülkede temiz enerji ve enerji tasarrufuna dayalı bir ekonomik büyümenin gerçekleşmesini amaçlıyor. Bunun için de yıllık GDP'lerinin yüzde ikisini bu yöndeki yatırımlara ayırmayı planlıyorlar. Peki, bu alanda ülkemizde ne tür gelişmeler yaşanıyor? Düşük karbon ekonomisine geçişte, en önemli sorunlardan biri de yatırımların finansmanı. Bu konuda ne gibi çalışmalar var?
Türkiye, bu program kapsamında, yenilenebilir enerji yatırımları, özellikle de rüzgâr, güneş, jeotermal ve küçük hidroelektrik yatırımları için özel sektör girişimlerinin teşvik edilmesini, Akıllı Dağıtım Ağı kurulmasını ve ülke çapında enerji tasarrufu ve enerjinin verimli kullanımına yönelik yatırımların yapılmasını hedefliyor. "Enerji ve İklim Konusunda Ulusal Bir Stratejiye İhtiyacımız Var" Enerji ve iklim konusu çok kapsamlı ve her sektörle, sanay olsun, ulaştırma olsun, tarım olsun doğrudan bağlantısı olan bir konu. O nedenle ilgili tüm bakanlıkların ve kurumların ortaklaşa ve koordineli olarak ve hatta ingiltere ve Güney Kore örneğinde olduğu gibi, bir ulusal strateji veya plan kapsamında çalışmalar gerekiyor. Bu arada da konuyla lgili kamu politikaları mutlaka öze sektör ile iletişim içerisinde şekillendirilmek zira bu politikaların uygulayıcısı ve ileride de en önemli yatırımcısı özel sektör girişimcisi. Ayrıca Türkiye'nin enerji ve iklim konusundaki uluslararası gelişmeleri dikkatle izlemesi gerekiyor. Bu konuda ülke çapında araştırma ve geliştirmeye destek vermesi; ülke menfaatlerini göz önüne alarak uluslararası müzakerelerde aktif olarak yer alması; dış kaynaklı "yeşil" yatırımlar ülkeye çekmesi ve yerel yatırımcıları ve girişimcileri de teşviklerle desteklemek için gerekli yasal düzenlemeleri en kısa zamanda yapması gerekiyor.
Bu haber 292 defa okunmuştur.
|
HABER ARAGALERİAKTUEL HABERGAZETELER |
|||||||||
|
Sitemizdeki yazı,resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||