Güneş Enerjisi,Fotovoltaik,Güneş Pili,Solar Energy
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
22 Mayıs 2012 Salı

HABER ARA


Gelişmiş Arama
Elektrik Forum

GOOGLE TRANSLATE

ELEKTRİK-ENERJİ HABER

OTOMASYON HABER

ANKET

Sitemize Nasıl Ulaştınız




Tüm Anketler

Hiç Bilmedik Neden Öldüğünü

B.Bertan Günder

05 Haziran 2011, 22:14

B.Bertan Günder

Hiç Bilmedik Neden Öldüğünü

 

Mayıs ayında enflasyon, gıda fiyatlarındaki yüksek artışın etkisiyle aylık %2,4 ile beklentilerin oldukça üzerinde geldi. Beklenti:%1,02. Yıllık enflasyon (%7,2) yılsonundan bu yana ilk defa %7 seviyesine yükselmiş oldu. Çekirdek enflasyon aylık %1,9, yıllık olarak %4,72 yükseldi; yıllık bazda çekirdek enflasyonda 2010 sonundan itibaren yükselme görülüyor. Çekirdek enflasyondaki artışta, emtia fiyatlarındaki artış ve TL’deki değer kaybı etkili oluyor. Yılbaşından beri yazdığım yazılarda dünyada artan emtia ve gıda fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle enflasyonun üzerimize doğru gelmekte olduğunu sıkça yazmıştım.  Bu duruma karşı hiçbir önlem alınmadığı gibi yükselen cari açık nedeniyle önceliğin ona verileceğini ve bunun için seçimin bitmesinin beklendiğini söyleyebiliriz.

 

Hatta ekonomi konusunda birçok uyarıları içeren IMF raporlarını bile yayınlanması seçim öncesi engellendiğini bakanımız itiraf etmektende geri durmuyor. Babacan, önceki akşam Cemile Sultan Korusu’nda gazetecilerle bir araya geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın gündeme getirdiği, “Hükümet IMF’nin Türkiye değerlendirme raporunu yayımlamasını engelledi” iddiasının sorulması üzerine Babacan şu yanıtı verdi:

“IMF raporlarının yayımlanması iznimize tabi. 2011’den bu yana yayınlatmadığımız raporlar var. Bunların sayısı 4 – 5’i buluyor. Burada bir irade kullanıyoruz. Ortağı olduğumuz bir kuruluşun raporu. IMF adına Türkiye’ye yeni gelen 3 kişinin hazırladığı bir rapordan söz ediyoruz. İçinde bazı kutularda subjektif analizler olan bir rapor. Onlar hazırladı, biz itiraz ettik. Şu an rapor bekliyor...”

 

Ekonomideki ısınma ve enflasyon tehdidine karşın cari açıkla mücadele zarureti Merkez Bankasının politika faizlerini arttırmayı geciktirmesine yol açıyor. Zira faiz arttırımı  TL nin yine değerlenmesine yol açacak. Ancak Cari açığın geldiği bu nokta artık kurların tekrar düşmesine tahammülün kalmadığını gösteriyor. Kurların tekrar gerilemesi ithalatı yeniden canlandıracak ve Cari açıkla mücadeleyi oldukça zorlaştıracak. Buna rağmen MB nın Haziran ayında munzam oranlarda yine bir artışa gitmesi beklenirken, arttırması gereken politika faizini bir müddet daha erteleme yoluna gidebilir. Ancak ne kadar ertelerse sonunda daha sert arttırımlar yapmak zorunda kalacak. Çünkü yılın ikinci yarısında enflasyon kendini daha çok hissettirecek. Gerçekçi olmayan sıfır reel faiz söylemleride MB nın elini kolunu bağlıyor ve yabancı yatırımcıların piyasalarımıza daha bir kuşkuyla bakmasına sebep oluyor.

 

Bu yüzden seçimden sonra bizcede yanlış bir söylem olan IMF ile yine anlaşılmalı tartışmalarını görürsek şaşırmayacağız. Zira potansiyel bir kriz ortamı ve komşularımızın hiçde sağlıklı olmayan durumu ve ekonomideki bu zor tablo kamuoyunda yine IMF ile anlaşma yapalım 2012 yi kurtaralım söylemlerini ateşliyebilir.

 

Cari açık sarmalından ve enerjideki dışa olan bağımlılığımızdan kurtulmamızın tek çaresi Nükleer Enerjide son japonya depremi çevrecilerin elini güçlendirmişe benziyor. Petrolü ve doğalgazı olmayan bir ülke olmamıza rağmen Avrupanın eski santrallerini yenilemesi bile nükleer enerjiye soğuk bakmamıza yol açabilirken, petrol zengini Suudi Arabistan 40 yıl sonra petrolün biteceğinide gözönüne alarak önümüzdeki 20 yıl içinde tamamlanmak üzere 16 Nükleer reaktörün yapımı için düymeye bastığı haberi gerçekleri gösteriyordu. İlk etapta 10 yılda 2 reaktörü devreye alacak olan Suudiler bu yolla elektrik enerjisinin yüzde 20 sini karşılayacak.

 

Dünyanın en iyi beş ekonomistinden biri olarak gösterilen Harvard Üniversitesi profesörü Kenneth Rogoff geçen hafta BBC de bir açık oturuma katıldı. Rogoff açık oturumda gelişmekte olan ülkeler için son derece olumsuz bir tablo çizdi. Ekonomistin söylediklerine bir bakalım;

Türkiye kriz yokmuş gibi davranıyor ama kriz giderek daha fazla etkili olmaya başladı.
2001 krizinden farklı olarak uçuruma yuvarlanan Türkiye’nin çevresinde tutunabileceği bir dal da yok. Çünkü herkes kendi derdinde.
BDDK’nın verdiği rakamlara göre 2 milyon 100 bin kredi kartı veya tüketici kredisi ödenmiyor ve bankalar bunlar için takibe başladılar. Bu rakam çığ gibi büyüyecek.
İşsiz sayısı 3 milyon 44 bin.

Kamu rakamları geçen aya kadar iyi gidiyordu ama geçen ay verilen açık 5 ay için öngörülen kadar çıkınca orada da olumsuz sinyaller gelmeye başladı.
Durum giderek vahimleşecek.
Piyasalar durunca kamu maliyesi de duracak.
Vergilerin yüzde 70’i dolaylı vergi.
Piyasada hareket yoksa vergi de yok demek.
Devletin gelirleri acımasızca düşecek.
Haziran'dan sonra işler iyice sarpa sarabilir.
Türkiye seçime kilitlenmiş, olan bitenin farkında değil.

Gelişmekte olan ülkelerin bu krizinden çok olumsuz etkileneceklerini söyledi, borç ödemekte zorlanacakları nı belirtti ve bazı ülkelerin iflas edebileceklerini anlattı. Rogoff’a bu ülkelerin hangileri olduğu soruldu.

Rogoff yanıtladı: “Umarım olmaz ama muhtemelen Türkiye”

Aslında bir Türkiye dostu olan Rogoff özetli Türkiye’nin iflasın eşiğinde olduğunu ama bunun farkında olmadığını söylüyor.
Rakamlar da Rogoff’u haklı çıkaracak cinsten.

2010 sonunda bankaların net dış borcu $55 milyar, reel sektörün net dış borcu ise $70 milyar. Türkiye’nin toplam net dış borcu, 2010 sonunda milli gelirinin %19’u ($142 milyar); benzer kredi notuna sahip ülkelerin birçoğundan daha yüksek.

Merkez Bankası haftalık verilerine göre, 6 Mayıs 2011 tarihi itibarıyla tüketici kredileri borcunun 141 milyar 336 milyona, kredi kartı borçlarının ise 45 milyar 251 milyona çıktığını, tüketici borcunun 186 milyar 642 milyona dayandığını belirtti. Çetin, “TÜİK’in yayımladığı 2010 yılı milli geliri 1 trilyon 105 milyar olduğunu göre tüketicilerin borcunun milli gelire oranının yüzde 16.88’e tırmanarak tarihi bir rekor kırdı.
Tablo bu ama Türkiye’nin umurunda değil.

 

Bütün bunlara rağmen iktidar,  gazeteleri okumayın, inanmayın diyor.

IMF raporlarının bile sübjektif olduğu gerekçesiyle yayınlanmasına izin vermiyor.
Belki bu da bir yöntem tabi. Dedemin yöntemi.
Rahmetli dedem hiç doktora gitmezdi.
“Niye” diye sorduğumda yanıtına çok gülerdim...
“Hastasın derlerse moralim bozulur”
Hastalanınca kendini tedavi ederdi. Bitki kaynatır, sağına soluna bal sürerdi.
Son gününde beraberdik.
“Bak” dedi “Sapasağlam gidiyorum. Hiç doktora gitmedin. Hiç hasta olmadan Bir kez bile bir reçete okumadan”
Hiç bilmedik neden öldüğünü...

Bu haber 245 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Kısa Yazı02 Mayıs 2012

AKTUEL HABER

GAZETELER



Sitemizdeki yazı,resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi