| |||||||||||
| |||||||||||
HABER ARAGOOGLE TRANSLATEELEKTRİK-ENERJİ HABEROTOMASYON HABERÖNEMLİ LİNKLEREN ÇOK OKUNANLAR
|
Parasal Genişleme Yetmez
10 Ağustos 2011, 22:49 Parasal Genişleme Yetmez Geçen hafta merkez bankamız politika faizini indirerek ve döviz satım ihalelerine başlayacağını açıklayarak parasal genişlemeye gitmiş dün de Amerikan Merkez Bankası FED ekonomik toparlanmayı teşvik için bir takım politika araçlarını kullanabileceğini açıkladı. FED bu açıklamanın aynısını Ağustos 2010 da yapmış, kasım 2010 da para basılarak tahvil alımlarına başlayarak parasal genişlemeye gitmişti. Bu parasal genişleme sonucu likidite artırılıp dünya trilyonlarca dolar pompalamanın neticesinde, aslında karşılığı olmayan bu dolardan kaçış başlamış fon sahipleri ya emtiaya ya Altın yada benzeri değerli madenlere, yada şirket satın almaları yoluyla özelleştirmlere ilgi artmış, yada hisse senedi gibi riskli varlıklara yönelmişti. Bunun sonucunda Dow Jones endeksi 2009 mortgage krizinde gördüğü 7.000 li seviyelerden 12.700 seviyelere kadar yükselmiş, dünyada emtia ve gıda fiyatları tavan yapmış bunun sonucunda tüm dünyaya enflasyon dalgası yayılmıştı. Bunun sonucunda bazı gelişmiş ve bizimde dahil olduğumuz gelişmekte olan ülkeler enflasyonla mücadele için ard arda politika faizlerini artırma yollarına gittiler. Peki ABD nin bu parasal genişlemeye gitmesinde amaç neydi, başarılı olundumu? 2009 Mortgage kriziyle ağır yara alan başta mali kurumlar ve konut sektöründe yaşanan dıramatik düşüşün önüne geçmek ve halkın alım gücünün arttırılarak piayasanın canlandırılması ve krizden çıkılması amaçlanıyordu. Ama yapılan iki parasal genişleme hamlesine rağmen bugün bunun gerçekleşmediği görüldü. ABD de bu yıl gelen veriler ne sanayi üretiminde ne büyüme oranında ne konut piyasasında canlanma nede işsizlikte düzelme konusunda citti bir toparlanma olmadığını gösterdi. Yani aslında tek başına parasal genişlemenin istenen gelişmeyi sağlamadığı görüldü. Bunun için piyasalar artık bu parasal genişlemenin yanında ABD bütçe harcamalarını kısmasını ve bireysel manada alım gücünün arttırılmasına yönelik adımlarda atılmasını bekliyor. Ama bu adımlar FED in işi değil. Bu kararları siyasi kanadın alması gerekiyor. Siyasi kanadın durumu ise vahim. Ay başında ki borçlanma tavanı limitini bile arttırmayı son dakika başarabilen bir senato var ortada. Aslında işin altında Amerikada seneye seçim var ve kimse seçmenine harcama kısıcı önlemler alarak acı ilaç içirmek istemiyor ve seçmenine şirin gözükmek istiyor. Bu acı ilaç içilmek istemeyincede istenen iyileşme gerçekleşmiyor ve hastalık daha kronik hale geliyor. Bize 2001 krizinde bu ilaçı içirilmiş, Merkez Bankası piyasanın likiditeye sıkışması sonucu astronomik oranlara fırlayan faizlere rağmen şimdi ABD nin yaptığının tam aksine ( IMF in enflasyon olur telkinleriyle ) para basıp piyasaları rahatlatmamış ve bunun sonucunda bankalar batmış ve devalüasyon gerçekleşerek tüm halk olarak bunun bedelini acı ilacı içerek ödemiş ve bunun sonucundada kurtarıcı olarak ülkemiz siyasi hayatında büyük bir parti doğmuştu. S&P de ABD nin notunu indirirken işte bunu gördü. Demokratlar ile Cumhuriyetciler arasındaki bu derin görüş ayrılığı ve yaklaşan 2012 deki seçimler bu reformların önünde büyük engel. Nitekim açıklanan bütçe kesintisi rakamların beklentilerin çok altında kalmıştı. Son dönemde Merkez Bankamızın gelişmelere karşı aldığı bu proaktif tutumu ise takdir etmek isterim. Hemen toplanma kararı alıp yapabildiğince çareler üretmek istemesi kriz ortamlarında Merkez Bankalarından beklenen bir tutum ve bunu başarıyorlar. Ancak aldıkları önlemler doğrumu yada yeterli olurmu çok tartışılır. Zira ülkemizde bir borç krizi yok henüz. Bir cari açık problemi var. Dolayısıyla Merkez bankasının yapacağı ilk şey seneye 100 milyar dolara yaklaşması beklenen Cari açığı nasıl finanse ederim nasıl ülkeye para çekerim diye düşünmesi lazım. Bu da faiz indirerek yapılmaz. Ama sıfır reel faiz isteyen bir hükümete varsa bu yanılgıya girilmesinide anlamak zor değil maalesef...Hele iç piyasayı canlı tutmaya çalışarak dışarıdaki durgunluktan korunulabileceğini düşünmek çok fazla iyimserlik olur. Özetle zorda olsa dışarıdaki bu borç krizinin bir an önce dindirilmesi bizim için en olumlu senaryo olacak. Tabiki bununda gerçekleşme ihtimali var. O zaman bizde rahat bir nefes alır krizden çıkarız. Ama bu ekonomimizin sağlam olduğu için olmaz. Tıpkı krizin kaynağınında biz olmadığımız gerçeği gibi. Aksi takdirde Avrupa’daki olası bir krizden bizim az etkileneceğimizi düşünmek hayalcilik olur. Sürekli ekonomimizin ne kadar güçlü olduğunu söylemekte yeterli ve gerçekçi olmaz. Zira dış piyasalarda yaşanacak bir kaos ortamında, parayı yönetenlerin likite ve risksiz varlıklara geçme isterken, bu cari açık rakamıyla biz en son gelmeyi isteyecekleri ülke olma ihtimalimiz yüksek olacak. Bu haber 204 defa okunmuştur.
|
GALERİAKTUEL HABERGAZETELER |
|||||||||
|
Sitemizdeki yazı,resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||