| |||||||||||
| |||||||||||
HABER ARAGOOGLE TRANSLATEELEKTRİK-ENERJİ HABEROTOMASYON HABERÖNEMLİ LİNKLEREN ÇOK OKUNANLAR
|
Rüzgara Karşı Durulmaz
07 Ekim 2011, 22:03 Rüzgara Karşı Durulmaz Gün geçmiyorki piyasaları etkileyecek yeni bir gelişme olmasın. Geçen hafta Merkez bankası ani bir kararla günlük 140 milyon dolarlık dolar satım ihalelerini 1 milyar 350 milyon dolara çıkardığını açıkladı. Buna rağmen ilk günkü ihalede 1 milyar 800 milyon dolarlık bir teklif geldi. Sadece 750 milyon dolarlık bir satış yaptı. 1800 lük teklife karşın 750 lil satış yapması Merkez bankasının düşük fiyat tekliflerine dolar vermek istemediği gösteriyor. İkinci gün 2 milyar doların üstünde teklife karşın sadece 350 milyon dolarlık satış yapması dolar almak isteyenlerin ucuzdan teklif attıklarını Merkez bankasınında ucuz tekliflere şimdilik sıcak bakmadığını ve yapılan satışa rağmen hala döviz talebinin yüksek olduğunu görüyoruz. Bu da ihalelere ara verilmesi yada tutarın düşülmesiyle kurun tekrar yükselişe geçebileceğini gösteriyor. Ancak bu düşük teklifler yinede doların aşağıya kaymasına ve bir sonraki ihalede tekliflerin daha düşük fiyattan gelmesine yol açıyor. Zira ihaleden önce dolar kuru 1,90 lar seviyesindeyken ihalalerde 1,8630-1,8650 seviyelerinden satış gerçekleşiyor. Burada asıl problem eğer bu dolar talebi devam ederde Merkez Bankasının rezervlerini zorlayacak seviyeye gelirse ne olacak. Geçmişte bu durumun daha sert devalüasyonlarla sonuçlandığına şahit olmuştuk. Önümüzdeki bir yıl içinde iç piyasada kamu ve özel sektörün 130 milyar dolar kısa vedeli dolar borcu var. Bunun üstüne önümüzdeki sene en mütavazi rakam olarak 60 milyar dolar civarında oluşacak bir cari açık rakamınıda eklememiz gerekiyor. Yani şiddetle dolara ihtiyacımız var. Dünyadaki borç krizi nedeniyle ise risk alma iştahı iyice azalmış durumda. Yatırımlar askıya alınıyor, krediler kısılıyor ve gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı yaşanıyor. Bu durumda bu döviz ihtiyacını nasıl finanse edeceğiz sorusu akıllara geliyor. Açık, net hata noksan kalemiyle kapatılmayacak kadar büyük. Eskiden klasik yöntem olarak IMF in kapısı çalınırdı akla bu geliyor. Ama hükümetin IMF e sıcak bakmadığı biliniyor. Hükümetin bunun yerine büyük yatırımların yapıldığı ama son dönemde talebin çok da iyi gitmediği emlak piyasasını canlandırmak için mutakabiliyet yasasını çıkartacağı konuşuluyor. Yani yabancıların doğrudan gayrimenkul alımları serbest bırakılacak. Şu an yabancılar direkt olarak konut alamıyorlar. Sadece tüzel kişilerin belli bir oranda alımına açık. Bu konuda çok istekli olan arap sermayesinin ülkeye çekilmesi planlanıyor. Peki bu önlemlerin cari açığa faydası varmı? Malesef hayır.... Çünkü yabancılara arsa bina gibi gayrimenkul satışları cari işlem geliri olarak sayılmıyor. Sermaye hareketleri bölümünde ter alıyorlar. Dolayısıyla bu satışlar cari açığı kapatmayacak. Üstelik sonuçta ülkemize para sokanlar kara kaşımız için sokmuyorlar muhakkak. Bunun karşılığında faiz yada kira geliri elde etmek için sokuyorlar. Sonuçta bu gelirlerinide istedikleri zaman yurtdışına çıkartabilecekler. Bu transferlerde cari açığı arttıracaktır. Ülkeye giren her yabancı sermaye bir yandan cari açığı finanse ederken aslında bir yandanda cari açığın büyümesine yol açmaktadır. Çünkü yabancı para girişi bizdede olduğu gibi kurların düşmesine hatta senelerce düşük seviyede kalmasına yol açmaktadır. Bu da ihracatı olumsuz etkilerken ithalatı kamçılamaktadır. Bizim gibi ithalata bağımlı ülkelerde de bu cari açığın bir süre sonra şişmesine yol açmakta, yerel paranın bir dönem süren saltanatından sonra her beş ila on yılda bir devalüasyonlarla karşılaşılmasıyla son bulmaktadır. Merkez bankası döviz zorunlu karşılıklarından sonra TL munzam oranlarınıda düşürerek piyasadaki likiditeyi arttırdı. Ama zaten bankalar TL de herhangi bir sıkışıklık hissetmiyorlardı. Bu hareketin Cari açığı arttırıcı etkisinide göz ardı etmemek gerekir. G-20 ülkelerinde büyümeyi arttırıcı önlemler, piyasaya likidite verme çabalarını görüyoruz. Ancak AB ülkelerinde büyüme oranları nerdeyse sıfıra yakın. Ancak munzam oranlarını düşürmesinden anlaşılıyorki Merkez bankası büyümeyide düşürmemeye çalışıyor. Oysaki bizim büyüme oranları dünyanın en yüksek seviyelerinde hala. Ama onların bizim gibi cari açığı yok ve elleri bu açıdan çok rahat. Son günlerde Rusya ve Brezilyanında dolara müdahale ederek dolar satışı yaptıklarını görüyoruz. Bizimde aynı dönemde dolar satışına başlamamız yine çok ilginç. Zira Rusya Merkez bankasının dolar rezervleri 250 milyar dolar civarında. Son 15 günde 7-8 milyar dolar satmış ama eli hala çok güçlü. Bizim ise öyle değil. Rusyanın üçde biri kadar dolar rezervine sahibiz ve onda olmayan bir cari açığada sahibiz. Dolayısıyla çok daha fazla dolara ihtiyacımız var. Kurların fazla gevşemesi bizim gibi yüksek dış ticaret açığı veren bir ülke için handikap. Dolar kurunun artık 1,50-1,60 lara gelmesini ekonomimiz kaldıramaz. Aynı zamanda kurların gevşemesi yabancı sermaye girişlerinide olumsuz etkiler. Zira eskisi gibi rekabetçi faiz oranlarına sahip değiliz. Hisse senetlerimizde fk oranları ortalaması dünya ortalamalarına göre şu an bile yüksekken doların değer kaybetmesi dolar bazında hisselerin dahada pahalı hale gelmesi demek. Kuşkusuz döviz satım ihaleleri bundan sonra çok önemli olacak ve yakından izlenecek. Şimdi dolar satım ihalelerini alkışlayanlar ilerde özel sektörün bu kadar dolar borcu varken Merkez bankasının döviz rezervlerini erken tükettiği konusunda haklı eleştirilerde bulunabilirler. Zira AB borç krizi nedeniyle sermaye hareketleri bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin aleyhine gelişirken, düşük büyüme nedeniylede ihracatımızda yavaşlama kaçınılmaz gözüküyor. Dolayısıyla aslında kurların değer kaybetmesi ihracatımızın aleyhine ve buna hiçde ihtiyacımız yok. Şu durumda kurların yükselmesinden daha çok değerli TL den korkmamız gerekiyor. Dolar talebinin uzun süre devam etmesi durumunda geçmiş krizlerdeki ihalelerde olduğu gibi bu fiyat seviyelerinden dolar alanların yine kazançlı çıkması mümkün olabilecek, daha sonra yaşanabilecek döviz sıkışıklığı sonunda tl ve milli gelirin daha fazla değer kaybetmesiyle yine ülkece bu bedel vatandaşa ödettirilebilecektir. Bir kaç ay sonra hem enflasyonda hemde cari açıkta istenen başarının sağlanamayacak olması Merkez bankasına olan güveninde sarsılmasına yol açacaktır. Bu haber 136 defa okunmuştur.
|
GALERİAKTUEL HABERGAZETELER |
|||||||||
|
Sitemizdeki yazı,resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||