| |||||||||||
| |||||||||||
HABER ARAGOOGLE TRANSLATEELEKTRİK-ENERJİ HABEROTOMASYON HABERÖNEMLİ LİNKLEREN ÇOK OKUNANLAR
|
AB'de Vitrin Değişikliği İşe Yarar mı
14 Kasım 2011, 19:29 AB’de Vitrin Değişikliği İşe Yarar mı? Sonunda beklenen oldu Yunanistan da Papandreu nun yerine Papademos, İtalya da Berlusconi nin yerine Mario Monti geldi. Meclislerinde yeterli çoğunluğu kaybettiği için AB nin isteklerini yerine getirmekte zorlanan liderler gönderilerek bunları yapabilecek liderler getirildi. Ülkesinde referandum isteyen bir başbakanın nasıl indirildiğini ve böylece demokrasinin beşiği olduğu söylenen bir ülkede bile demokrasinin nasıl askıya alınabildiğinide görmüş olduk. Bu liderlere baktığımızda aslında bunların siyasetçi olmadıklarınıda görüyoruz. Zaten bunu kendileride itiraf ediyor. Belli bir misyonla ve geçici olarak gelmiş gözüküyorlar. Bu yönleriyle onlara Avrupanın Kemal Dervişleri benzetmesini yapmak çok da yanlış olmaz. Kemal Derviş ülkemize geldikten sonra neler oldu bir hatırlayın. Bu liderler siyasetçi olmadıkları gibi arkalarında halk desteğide yok. Görevleri istikrar ve güven ortamı vaadiyle AB nin kendi ülkelerine vermiş olduğu ev ödevlerini yerine getirmek, AB den ve IMF den krediler almak, bunun karşılığında kemer sıkmak yani vergileri arttırmak, Emeklilik yaşının yukarı çekilmesi, özelleştirmeye hız verilerek ülkenin satılabilir nesi varsa yabancılara satılması gibi gelir arttırıcı ve harcama kısıcı tedbirleri hayata geçirmek olacak. Tabi bu halkın hiç hoşuna gidecek şeyler değil. Ama sonuçta bu liderler bunları yaptıktan sonra gidecekler zaten. Bir görevleride ülkeyi seçime hazırlamak olacak. Hem seçimi kazanan hükümetde gelir gelmez enkaz edebiyatı yapabilecek. Halka dönüp tamam sizi anlıyorum ama bunların hiçbirini ben yapmadım merak etmeyin ben sizdenim diyebilecek. Ancak bunları söylerken bir yandan popülist davranıp bir yandanda AB nin yine her istediğini yerine getirmesi gerekecek. Tüm bunları yaparken halkın gönlünü milliyetçi ve dini söylemlerle kazanarak bu işi götürebilmek Avrupa ülkelerinde çok daha zor kuşkusuz. Çünkü orada halk öncelikle cebine girene ve çıkana bakıyor hayat standardına bakıyor. Üstelik orada halkın memnuniyetsizliği devam edeceği için muhalefetin eli herzaman güçlü olacak. Yani güçsüz bir muhalefet ortamı sağlanmasıda oldukça güç. Dolayısıyla seçimlerden sonra yine karmaşanın devam etme olasılığı yüksek. Avrupada batması gereken banka ve kurumların batmasına izin verilmediği sürece çürük yumurtalar ayıklanamayacak ve güven tesis edilemeyecek. EURO birliğinin yanlış bir mantık üzerine oturduğu her geçen gün dahada ortaya çıkacak. AB de ekonomisi güçlü olan ülke var zayıf olan var. Ağır sanayisi olan var olmayan var. Zaten nufüsü yaşlı ve tüketmeyen bir toplum.( Bu açığını biz gideriyoruz. AB ye girmeden gümrük birliğine girmiş tek ülkeyiz.) Dolayısıyla büyüyen ekonomiler var hiç büyümeyen var. Borç krizi euroyu baskılıyarak ucuz kalmasını sağlıyor, bundan ihracatçı ekonomiler kazanç sağlarken diğerleri borç batağında yüzüyor. Para birliği bir ama her ülke ayrı maliye politikaları izleyebiliyor. Böyle şey olmaz. Bu iş zaten fazla yürümez. Ama zorla sürdürülmeye çalışılırsada eninde sonunda büyük balık küçük balığı yutar. Bu yüzden Almanya ve Fransanın euro birliğini bu kadar çok savunmasınada hiç şaşırmamak gerekiyor. Bu haber 112 defa okunmuştur.
|
GALERİAKTUEL HABERGAZETELER |
|||||||||
|
Sitemizdeki yazı,resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||