| |||||||||||
| |||||||||||
HABER ARAGOOGLE TRANSLATEELEKTRİK-ENERJİ HABEROTOMASYON HABERÖNEMLİ LİNKLEREN ÇOK OKUNANLAR
|
Petrol Fiyatlarına Dikkat
12 Aralık 2011, 18:07 Petrol Fiyatlarına Dikkat Cari işlemler açığı Ekim ayında 4,2 milyar dolar açık verdi. Böylece Ocak – Ekim döneminde cari açık rakamı 65 milyar dolara ulaştı. Önümüzdeki iki aylık dönemde aylık açık rakamıda bu seviyelerde bile gelse yıl sonu cari açık rakamı 73 milyar dolar seviyesinde gerçekleşecek. GSYİH 2011 in üçücü çeyreğinde yıllık yüzde 8,2 ile beklentilerin üzerinde büyüdü. Ancak kanımca bu pek de hayra alamet değil. Bu durum birazda yaz aylarında yapılan faiz indiriminde kaynaklanıyor. Daha sonra merkez bankasının kısa vadede sıkılaştırmaya gitmesinin meyvesini bundan sonraki büyüme rakamlarında görebileceğiz. Büyüme oranının yüksek gelmesi aynı zamanda cari açıkta beklenen düşüşün biraz gecikeceğinide gösteriyor. Bu yüzden son çeyrekte beklenen düşüş 2012 yılının ilk çeyreğine sarkabilir. Ancak Cari açıktaki bu düşüşe muhtemelen fazla sevinemeyeceğiz. Çünkü yeni yılın ilk aylarıyla beraber büyüme oranlarında belkide daha keskin düşüşler görebiliriz. Avrupanın resesyona girdiği bir ortamda bu durum kaçınılmaz gibi görünüyor. Finans sektörde alınan sendikasyon kredilerinin yarıya yakının çevrilmesinde zorluklar yaşanacağı belirtiliyor. Reel sektöründe döviz ihtiyacı 2012 yılı boyunca yüksek seyredecek. Zira iki sektörün önümüzdeki sene 120 milyar dolar civarında döviz ödemeleri var. 25 kasım haftasında BDDK tarafından bankalarla ilgili önemli bir veri açıklandı. Bu olumsuz veri medyada pek fazla yer bulmadı ama çok önemliydi aslında. Haftalık değişimde takipteki alacaklar kalemi yüzde 2 yükselmiş durumda. Temmuz 2009 dan bu yana ilk defa haftalık bazda böyle bir artış yaşanıyor. Nominal olarak takipteki alacaklar kalemi 376 min tl artmış durumda. Eğer önümüzdeki haftalardada bu bozulma devam ederse banka karlarındaki düşüş beklentisinde bir artış görmemiz şaşırtıcı olmayacak. Böyle bir durumda girdiğimiz 2012 yılında 2001 kriznden sonra bankaların mali yapılarının güçlendirilmesi ve siyasi istikrar avantajıyla ekonomiyi daha uzun süre batırmadan götürebilmemiz için mutlaka petrol fiyatlarının yukarı yapmaması gerekiyor. Bunun içinde ortadoğudaki gerginliğin daha fazla büyümemesi ve bizimde bu yönde politikalar geliştirmemiz gerektiği açıktır. Ancak şu ana kadar böyle bir politika göremediğimiz gibi gerginliğin dahada arttığını görüyoruz. Zira 2012 yılında bir yandan yurtdışından borçlanma ve kredi bulma konusunda zorlanma yaşarken bir yandanda ülkeye giren doğrudan ve portföy yatırımlarında azalma görmemiz muhtemel olacak. Bu durumda cari açığımızın en büyük sebebi yüksek enerji ithalatımıza ilişkin maliyetlerinde artması bizi dahada zor durumda bırakacak. Bu süreçte elektriğe ve doğalgaza yeni zamlarla birlikte enflasyonist baskıların devamı, dövize olan talebin artmasıyla faizlerde yeni yükselişler yaşanırken sonunda ekonominin sert bir resesyona girmesi mümkün olabilecek. Suriyeye ve İrana olan amborgoların ekonomimize olan zararını belki bir şekilde telafi edebiliriz ama mutlaka ama mutlaka Ortadoğudaki gerilimin tırmanmaması ve petrol fiyatlarının yükselmemesi gerekiyor. Aksi taktirde bu durumun telafisi mümkün olmayacaktır. Son olarakta AB liderler zirvesine değinelim. Dağ fare doğurdu desek sanırım yanlış olmaz. Alınan tedbirler orta vade içim olumlu olarak görülebilsede krizin aciliyetine duyarsız kalınmış durumda. Euro birliği Almanyanın güçlü ekonomisine avantaj sağlarken küçük ekonomilerin borç sarmalına girmesiyle son buluyor. Zirvede Almanya ve Faransanın tahmin edildiği gibi Euro birliğine sıkıca sarıldığı görülürken bu çarpıklığı sezen ve en yüksek sesle dile getirebilen İngiltere yine bu birliğin dışında kalmayı tercih etti. Küçük ekonomilerinde mali birliği ne kadar devam ettirebilecekleri ve egemenliklerini brüksele bırakmayı halklarına nasıl kabul ettirebilecekleri ise soru işareti olarak kalmaya devam ediyor. Evet yeni bir antlaşmayla yeni bir Avrupa doğuyor. Ancak Sarkozy ninde dediği gibi Türkiye bu yeni Avrupanında içinde hiçbir zaman olmayacak. Senelerdir IMF ve AB çıpasıyla ekonomisini ayakta tutmayı başaran ekonomimiz alternatif üretemediğimiz ve yapısal reformları yapamadığımız için 2012 yılı hepimiz için zor bir yıl olacak. Bu haber 91 defa okunmuştur.
|
GALERİAKTUEL HABERGAZETELER |
|||||||||
|
Sitemizdeki yazı,resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||